Türk Sigorta sektöründe, sigorta ve diğer ilgili mevzuatın yetersizliği; bunun sonucu farklı uygulamalar, içtihatlar ve yargı kararları sektörün hizmet verme fonksiyonunu etkilemektedir.

Bu sorunların bir kısmının çözümüne, oluşan ve yerleşen yargı kararları ışık tutmakta ise de asıl olan ilgili mevzuatın açık seçik olması ve farklı anlayış ve uygulamaya yer vermeyecek şekilde düzenlenmesidir.

Bu bölümde bu tür sorunlara ilişkin yargı kararları da dikkate alınarak ele alınacak ve sorunların ve hukuki durumun değerlendirilmesi yapılacaktır.

HATIR İÇİN TAŞIMA


Sigorta sektörünün uzun zamandan beri devam eden bir sorunu; değişik içtihatlara neden olan, Trafik Kanununun 87nci maddesinde yer alan “Hatır İçin Taşıma”dır. Bu soruna şimdiye kadar kesin hukuki çözümün bulunamaması, sigortacı ile sigortalıyı çok kere karşı karşıya bırakmakta ve sonuçta sigortalıları haklarını aramada, sigortacıları da yükümlülüklerini yerine getirmekte tereddütlere sevketmektedir.

Doktrinde hatır için taşıma, genel olarak bir kimseyi memnun etmek için ücretsiz olarak araçta taşıma olarak kabul edilmektedir. Bir yerden diğer yere giderken bir kimsenin araca alınması, bir yere yetiştirmek istenen kimsenin ücretsiz olarak oraya götürülmesi gibi. Ana koşul, taşımanın ücretsiz olması ve taşıyanın da bir menfaatinin bulunmamasıdır. Bu menfaat maddi olabileceği gibi manevi de olabilir. Örneğin, eş ve çocukların taşınmasında manevi menfaat olduğu yargıtayca kabul edilmektedir.

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 85nci maddesi ile bir motorlu aracın işletilmesi, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işleteni bu zarardan sorumludur. Kanunun 91nci maddesi ile de bu sorumluluğu karşılamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırılması zorunluluğu getirilmiştir. Ancak hatır için taşınan kimselerin, bir başka deyişle hatır taşımasına giren şahısların zarara uğramaları halinde bu şahısların sigorta karşısında, durumu ne olacaktır?

Trafik Kanunun 87nci maddesi, yaralanan ve ölen kişi hatır için karşılıksız taşınmakta ise veya motorlu araç yaralanan veya ölen kişiye hatır için karşılıksız verilmiş bulunuyorsa sorumluluğu, genel hükümlere tabi tutmuştur. Madde hükmünün anlamı; zararların genel hükümlerin düzenlendiği Borçlar Kanunu Hükümleri içinde karşılanması ve trafik sigortası sözleşmesinin kapsam ve güvencesi dışında kalması şeklindedir.

Ancak, aynı kanunun Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası dışında kalan hususlara ilişkin 92nci maddesinde hatır için taşıma, sigorta kapsamı dışında kalan haller arasında sayılmamıştır.

Bu konuda dikkati çeken bir başka husus da ilgili genel şartlardır. Genel Şartlar son olarak 1992 yılında değiştirilmiştir. Değişiklikten önce genel şartların Teminat Dışında Kalan Haller başlıklı 3ncü maddesinin (g) bendindeki “Hatır için karşılıksız taşınan veya motorlu araçlar hatır için kendilerine verilen kimselerin bir trafik kazasında yaralanmaları veya ölmeleri halinde işletene karşı ileri sürülen taleplerin teminat dışı kaldığı” yolundaki hüküm, 1992 yılında uygulamaya konulan genel şartlardan çıkarılmıştır. Bu çıkarılma hatır taşımasının zımmen (örtülü) teminata dahil edildiği yolunda görüş oluşturmuştur.

Yukarıda belirtilen hükümler ve durum, tartışmalara ve birbirinin tamamen farklı mahkeme kararlarına neden olmuştur.

Örneğin Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 11.3.1996 tarihli Esas 95/8347, karar 96/2294 sayılı kararında, “istisnalar içerisinde hatır taşımasının belirtilmemiş olması hatır taşımalarının Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası kapsamında kaldığı sonucunu” doğurmaz denilirken; Yargıtay onbirinci hukuk dairesinin 11.2.1994 tarihli, Esas 1993/6464, 1994/958 sayılı kararında, “1992 yılı başından itibaren zorunlu trafik sigortalarında, primi de değerlendirilmek suretiyle sigorta kapsamı, hatır taşımacılığının da (teminat dışı hallerden çıkarılmak suretiyle) dahil edildiği”görüşü yeralmıştır.

Özel Dairenin 24.12.1996 tarihli, 1996/8642-9101 sayılı kararı da aynı mahiyettedir. Nitekim Kararda “Taraflar arasında düzenlenen sigorta poliçesine ekli genel şartlarda hatır taşıması kaynaklı zararlar, sigorta teminatı dışındaki haller arasında gösterilmemiştir. Zorunlu trafik sigortasının, hatır taşımasının da dahil bulunduğu, aracın işletilmesine bağlı tehlike sorumluluk hallerini sigorta teminatı kapsamına aldığı, tehlike sorumluluğunun bu aracın işletilmesine bağlı olarak taşımanın türüne bakılmaksızın, üçüncü kişilere verilen zararları, somut olayda ise işletenin sigortalı araçta bulunan kişiye olan sorumluluğunu sigorta kuvertürü altına aldığının kabulü gerekir” denilmiştir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 5.4.1995 tarihli, esas 1994/11-689, 1995-274 sayılı kararında “Yasa koyucu hatır veya nezaket için hiçbir bedel almadan yolcu götüren aracın işletilmesini Karayolları Trafik Kanunu’nun 85nci madde kapsamı dışında bırakarak hakkaniyet ilkesi bakımından tavrını açıkça koymuş ve onu tehlike sorumluluğu hükümleri kapsamına almamıştır. Bu gibi hallerde işletenin sorumluluğu genel hükümler çerçevesinde değerlendirilerek sorumluluk kapsamı ona göre tayin edileceğine göre, onun sigortasının bu kuralın dışına çıkılarak, hakkaniyet ilkesi gereğince sorumlu tutulması yasa hükmüne açıkca aykırı düşeceğinden” görüşü ile hatır taşıması sigorta kapsamı dışında tutulmuştur.

Görülüyor ki, Yargıtay Daireleri arasındaki görüşler de farklıdır. Ancak ağırlık hatır taşımasının Trafik Sigortası kapsamı dışında kaldığı ve genel hükümlere tabi olduğu yolundadır. Ne var ki, aşağıda bu konuda sunacağımız son kararlardan biri olan Yargıtay Dördüncü Hukuk Dairesinin 18.11.1998 tarihli, Esas 1998/6706, 1998/9041 sayılı kararı görüşlerin değişmekte ve belirlenmekte olduğu yolunda mı telakki edilmelidir?

Yargıtayın sözkonusu kararında “Karayolları Trafik Yasasının 85. Maddesi ile, işleten için öngörülen sorumluluk; tehlike sorumluluğudur. Diğer bir anlatımla kusur sorumluluğuna dayanmayan, salt aracın kullanılması sonucu, işleten kusurlu olmasa dahi, meydana gelen zarardan sorumlu olması durumudur.

Görüldüğü gibi maddede düzenlenen sorumluluk, kusursuz sorumluluktur. Halbuki, genel hükümlerde, trafik kazası sonucu doğacak zararda, tehlike veya kusursuz sorumluluğu gerektiren bir düzenleme yer almamaktadır. Şu durumda, hatır için taşıyan veya taşıtan işleten ise, sorumluluğu, kusur sorumluluğuna dayanacaktır. Bu duruma göre, sorumluluğu, Karayolları Trafik Kanunu’nun 85nci maddesindeki tehlike sorumluluğundan ayrılmakta ve böylece işletene daha hafif bir sorumluluk getirilmektedir. Diğer bir anlatımla işleten ancak, kusurlu olduğu, kusuru kanıtlandığı takdirde hatır için taşıdığı kişinin uğradığı zarardan sorumlu olacaktır. Bu halde, mali sorumluluk sigortası, sigortalının kusursuz sorumluluk hallerinden doğan zarardan sorumlu tutulduğuna göre, daha hafif ve kusurlu sorumluluğu gerektiren durumlardan sorumlu tutulması doğal kabul edilmek gerekir. Daha ağırından sorumlu olduğuna göre, daha hafifinden haydi haydi sorumlu tutulmalıdır” denilmekte; ayrıca kararda Karayolları Trafik Kanunu’nun 92nci maddesinde, mali sorumluluk sigortası kapsamı dışında kalan durumlar tek tek ve sayılı olarak belirtilmiştir. Bunlar arasında hatır için taşımada, sigortacının sorumlu olamayacağı konusunda bir açıklık bulunmamaktadır. Uygulamada vardığımız bu sonucun aksini öngören Yargıtay’ın diğer dairelerinin kararları bulunmakta ise de bu kararlarda öngörülen düşünce ve gerekçelere katılamamaktayız. Özellikle mali sorumluluk sigortası genel şartlarının 3/9ncu maddesi sigortacı ile sigortalı arasında bir bağlayacılığı bulunursa da bu kuralın sözleşmeye taraf olmayan ve zarar gören üçüncü kişiyi bağlayacağı düşünülemez” şeklinde görüş belirtilmektedir.

 

Görülüyor ki, Yargıtay Dördüncü Hukuk Dairesi daha önceki diğer Yargıtay dairelerinin farklı kararlarına katılmamakta ve 2918 sayılı Kanunun 92nci maddesinde tek tek sayılan mali sorumluluk sigortası kapsamında kalan durumlar arasında hatır taşımacılığının yer almadığını ve sigortalının tehlike sorumluluğuna nazaran daha hafif kalan bu haldeki sorumluluğundan sorumlu tutulması gerektiğini mütelaa etmektedir. Kararda değinilen mali sorumluluk sigortası genel şartlarının 3/9 maddesi (3/g olmalı) 1992 yılından önce uygulanan ve yukarıda da değinilen hatır taşımacılığına ilişkin hükümdür ve 1992 yılından itibaren şimdiki genel şartlarda yeralmamaktadır. Yargıtay Dördüncü Hukuk Dairesi esasen bu hükmün de sözleşmeye taraf olmayan ve zarar gören üçüncü kişiyi bağlamayacağı düşüncesindedir.

Konuya ilişkin şahsi görüşümüz kısaca şöyledir:

  1. 2918 Sayılı Kanuna göre işletenin sorumluluğu tehlike sorumluluğudur. Bir başka ifade ile kusura dayanmayan ağırlaştırılmış objektif sorumluluktur. Yargıtayın yukarıda da değinilen bazı kararlarında, hatır için taşımanın, Zorunlu Mali Sorumluluk Genel Şartlarında yer alıp almamasına göre yorum yapılmış, 1992 de yürürlüğe giren şartlarda hatır taşımasının olmaması, buradaki sorumluluğun sigorta kapsamına alındığı anlamında mütelaa edilmiştir. Yasa hükmünün, Genel Şartlara göre ve bu şartlar değiştikçe farklı yorumlanmaması gerektiği açıktır.
  2. 2918 sayılı Kanunun 87nci maddesi hatır için karşılıksız taşınmayı genel hükümlere tabi tutmuştur. Bu takdirde Borçlar Kanunu hükümlerine göre işleten sorumlu olabilecek, ancak aynı kanunun 43ncü maddesi hükmüne göre, hal ve mevkiin icabına ve hatanın ağırlığına göre tazminatın bir kısmının zarar görenin üzerinde bırakılması sözkonusu olabilecektir. Bir başka ifade ile işletenin az veya çok sorumluluğu tartışılacaktır. Sorumluluğun olduğu yerde sorumluluk sigortasının da olması, aracın işletilme tehlikesinden doğan zararın giderilmesi için gereklidir.
  3. 2918 Sayılı Kanunun 92nci maddesi işletenin, eşinin usul ve furuunun kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin bedeni zararları, zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamı içindedir ve maddede hatır taşıması sigorta kapsamı dışında tutulmamıştır. İşletenin eşi ve çocukları ile birlikte seyahat etmesi halinde, işletenin manevi menfaati olduğundan bu seyahatin hatır taşıması olmayacağı yolunda içtihatla 92nci maddede sayılan bu kimseler sigorta kapsamına dahil edilirken, işletenin karşılıksız taşıması dışında, sorumluluktan doğacak tazminatın miktarını etkileyecek bir başka unsurun bulunmadığı taşımada, taşınanların sigorta kapsamı dışında tutulması, Zorunlu Mali Sorumululuk Sigortasının şekillendiği tehlike sorumluluğu ile bağdaşmamaktadır. Kaldı ki, hatır için taşımada işletene hizmet etme, yardım etme gibi manevi bir yarar vardır, ifası halinde sahibine hiçbir yararı olmayan bir iş gibi mütelaa edilmesi doğru değildir. Bu hali ile bu tür taşımanın 92nci maddedeki taşıma ile bir farkı yoktur.
  4. Taşımanın menfaat ilişkisine göre değerlendirilmesi, menfaat bağı yoksa hatır taşıması, bu bağ varsa sigorta kapsamında değerlendirme kanaatımızca doğru da değildir. Bu takdirde işletenin kusursuz sorumluluğu, taşımanın yapıldığı araç dışındaki üçüncü şahıslara vaki bedeni ve maddi zararları kapsayacak, araç içindekiler için mevcut tehlikeyi kabul etmeme sonucunu verecektir. Oysa taşınan herkes için tehlike mevcuttur. Ancak hal ve mevkiin icabına kusurun ağırlığına göre tazminatın kapsamı bu sorumluluğa uygun düşecektir.
  5. Taşımanın dayanağı olan “karşılıksız”lığın saptanması da çok kere tartışmalara neden olmakta ve duruma göre taşımanın bu niteliğinin taraflarca değiştirilmesi mümkün bulunmaktadır.

Yukarıdaki nedenlerle görüşümüz; hatır için taşımadan doğan zararın, mali sorumluluk sigortası kapsamında mütelaa edilmesinin, bu sigortanın anlamı ve amacına da uygun düşeceği yolundadır.

Ancak, Karayolları Trafik Kanunu’nun 87nci maddesi ile 92nci maddesi arasındaki uyumsuzluğu kaldırmak ve uygulamaya açıklık getirmek üzere, kanunun ilgili maddelerinde acilen düzenleme yapılması ve hatır için taşımadan doğan sorumluluğun sigorta karşısında durumunun belirlenmesi şarttır.

 

Zihni METEZADE