MERHABA SİGORTAYA GÖNÜL VERENLER


Bu sayı Cumhuriyet Bayramı ve Cumhuriyetin ilanı dönemlerine rastlıyor. Benim de bugün içinden bu günlerle ilgili aslında hep belleğimizde olması gereken ama zaman zaman unutuyoruz galiba diye düşündüğüm bazı bilgileri tekrarlamak geçiyor. Bu günler benim hep mutlu olduğum, içimin kıpır kıpır bir sevinçle dolduğu günler olmuştur. Böyle günlerde hep çocuklar gibi şen olurum, içimi bir ferahlık kaplar sonra da korkuya kapılırım, “benim” olduğunu sandığım değerleri yitiriyor muyum diye.

Sözlüklerde Cumhuriyet: Halkın hakimiyeti olarak nitelendiriliyor. Halk bu hakimiyeti; ya doğrudan veya temsilcileri aracılığı ile kullanıyor.

Kurtuluş Savaşının zaferle sonuçlanmasından sonra 29 Ekim 1923’de Cumhuriyet ilan edilip Türk Anayasasındaki yerini alıyor.

Osmanlı İmparatorluğu döneminde monarşik ve teakratik esaslara göre yönetilen ülkemiz, Kurtuluş zaferinden sonra gerçekleştirilen siyasi yapı değişiklikleri, reformlar arasında Cumhuriyet idaresine de kavuşturulmuş oluyor.

Cumhuriyetin ilanı ile birlikte Devlete hakim olan siyasi iktidarın kaynağının dini ve ilahi niteliği ortadan kaldırılmış halka dayanan laik bir esasa bağlanmıştır.

Anayasının birinci maddesinde “Türkiye  Devleti  bir Cumhuriyettir” denilmiş ve ayrıca bu madde yasal teminat altına alınmıştır.

27 Mayıs 1961 Anayasında bu ifade daha belirginleştirilmiş ve “Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir” dendikten sonra Devlet şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki anayasa hükmünün değiştirilemeyeceği, değiştirilmesinin teklif bile edilemeyeceği hükme bağlanmıştır.

Ulu Önder Atatürk’ün yakın arkadaşları ile Türk Ulusuna armağan ettikleri ve daha sonra gelen ilerici aydınlarla pekiştirilen Cumhuriyet kavramı böylece hayatımıza girmiş, ve belki bizim yaşımızdakilerden ümidi kestikleri için daha çok gençlere emanet edilmiştir. Bizler de genç olduğumuz dönemlerde elimizden geldiğince bunu korumaya ve kollamaya çalıştık. Şimdi sıra gençlerde….. Bizlere de hüzünlü gözlerle emanetin emin ellerde olup olmadığını gözlemlemek kalıyor.

Bu armağan ile birlikte bir dizi düzenlemeler, devrimler yapılmış, amacı Türk Ulusunu çağdaş uygarlık düzeyine taşımak.

Devrimler deyince belki de önce devrim tanımını hatırlamak gerekecek. Bana göre en güzel tanım Afet İnan’ın tanımı…..

“Devrim, Türk Ulusunu son yüzyıllarda geri bırakmış olan kurumları yıkarak yerlerine, ulusun en yüksek uygarlık gereklerine göre ilerlemesini sağlayacak yeni kurumlar koymuş olmaktır.”

Türk Ansiklopedisi de devrimi: “kendi yolunda süregelen bir düzeni durdurup onun yerine daha iyi ve daha yararlı olduğuna inanılan yeni ya da iyiliği başkalarınca denenmiş bir düzeni koymak için meydana getirilen etkili değişiklik” olarak tanımlıyor.

O dönemde ne devrimler yapılmamış ki……..

• Dil devrimi, bu devrimle yabancı diller için de sıkışıp kalmış dil düzeni yıkılıp yerine ulusal, özgür ve çağdaş yeni bir dil düzeni getirilmiş.

• Yazı devrimi, bu devrimle arap yazısına dayanan, Arapça sözcüklerin de dilimize girmesinde etkili olan Arapça yerine yeni Türk yazısı getirilmiş, 

Mustafa Kemal 1 Kasım 1928’de Büyük Millet Meclisini açış konuşmasında bu devrimi şöyle tanımlamış;

 

    “Büyük Türk ulusuna, onun bütün emeklerini kısır yapan çorak yol dışında kolay bir okuma yazma anahtarı vermek gerektir. Büyük Türk Ulusu bilgisizlikten az emekle, kısa yoldan ancak kendi güzel ve soylu diline kolay uyan böyle bir vasıta ile sıyrılabilir. Milletler ailesine, aydın yetişmiş, buyük bir ulusun dili olarak elbette girecek olan Türkçeye, bu yeni canlılığı kazandıracak Üçüncü Büyük Millet Meclisi, yalnız Türk milletinde değil, bütün insanlık tarihinde mümtaz bir sima kalacaktır.”

• 3 Mart 1924’de çıkarılan bir yasa ile medreseler kapatılmış böylece yazı ve dil için büyük bir engel ortadan kaldırılmış,

• 3 Şubat 1928’de İstanbul’da Türkçe hutbe okunmuş,

• 24 Mayıs 1928’de uluslararası rakamlar kabul edilmiş,

• 1929’da okullardan Arapça ve Farsça dersleri kaldırılmış,

• 1931’de Türk Tarih Kurumu,

• 1932’de Halkevleri,

•1932’de Türk Dil Kurumu kurulmuş.

Ne azim, ne ileri görüşlülük, ne emek…. Bir insanın vatanını, milletini bu kadar çok sevdiğini göstermek için ne çırpınış….

Bunları yazarken dilime Cahit Külebi’nin dizeleri takılıyor…

Bu toprak bizim yurdumuzdur;

Deli gönül yücesine akar,

Bir üveyik olur, uçar gider

Ardahan’dan Edirne’ye

Edirne’den Ardahan’a

            *          *

Davranı da deli gönül davranı!

Kemal Paşa dinlemiyor fermanı!

Anası, bacısı, kızı, kızanı

Bizim millet gibi görülmemiştir.

            *          *

Dedin ki: Bu millet, bu büyük millet

Yüzyıllar boyunca geri kalmış;

Bu yurt, bu güzel yurt, bizim yurdumuz

Her yanından yaralar almış.

Dedin ki: Bir güzel savaşmalı

Kurmak için yeniden;

Bilgiyle, inançla, coşkunlukla

“Öğün, çalış, güven!”

            *          *

Sana borçluyuz ta derinden!

Işığısın bu yurdun

Dilimizi, Ulusallığımızı öğrettin bize,

Çünkü Cumhuriyetimizi sen kurdun.

            *          *

Devrimlerle yüceltti, çok yüceltti.

Bu milleti temiz ellerin,

Sana borçluyuz ta derinden

En büyüğü Mustafa Kemallerin!

            *          *

Binler yaşa, yurdumuza hizmeti büyük!

KEMAL PAŞA! Ölümsüz insan! Şanlı ATATÜRK

(1950)

Başta da söyledim ya 23 Nisanlar, 19 Mayıslar, 29 Ekimlerin bendeki etkisi bambaşkadır. Yeniden çocukluğuma gençliğime döndürür bu günler beni. Tutmasalar bugünler için düzenlenen şenliklere bile katılabilirim. İçimdeki karabulutlar dağılır hafiflerim birden. Uçabilecekmişim hissine kapılırım.

Kendimi hep Atatürk’ün eseri gibi gördüm. O’nun sayesinde okudum, fakülte bitirdim, Devletin en etkili yerlerinde bulundum, yurdumu yurt içinde ve dışında temsil ettim. Sonra özel sektörde genel müdür oldum. Halen de Genel Sekreterim. Hep düşünürüm devrimler olmasaydı ben şimdi nerede ve hangi koşullar altında hangi çağdışı görüntüler içinde olurdum diye.

Bugünler geçince gene içim kararır. Zaman zaman mutsuz ve umutsuz olurum. Bu sefer de dilime Süleyman Apaydın’ın “Ey Milletim, Ben Mustafa Kemal’im” diye başlayan dizeleri dolanır.

……………

Fazla geldiyse size

Hürriyet Cumhuriyet

Özlemini çekiyorsanız

Saltanatın sultanın

Hala önemini anlamadıysanız

Millet olmanın

Kul olun ümmet kalın

Fetfasını bekleyin şeyhulislamın

Unutun tüm dediklerimi

Yıkın diktiğiniz heykellerimi

Hoşçakalın, sağlıklı olun ve hiç zahmet etmeden bize verilenlerin kıymetini bilin, mutlu olun.

 

Bilgi KONGAR