Türk Sigorta sektöründe, sigorta ve
diğer ilgili mevzuatın yetersizliği; bunun sonucu farklı uygulamalar, içtihatlar ve
yargı kararları sektörün hizmet verme fonksiyonunu etkilemektedir.
Karayolu
trafiğinin getirdiği maddi ve bedeni tehlikeler karşısında önlem almayı
ve bu tehlikelerden doğan zararları mümkün olduğu kadar azaltmayı göz önünde
tutan Devlet, son olarak 19.07.2003 tarihli, 25173 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan
Karayolu Taşıma Kanunu ile bunun bir örneğini vermiş, bu kanunla bir başka
zorunlu sigorta getirilmiştir.
Bu sayıda bu konu irdelenmiştir.
ZORUNLU KARAYOLU TAŞIMACILIK MALİ SORUMLULUK SİGORTASI
A. GİRİŞ
Karayolu nakliyatı ve bu yolla yapılan ticaret hacmindeki gelişmeler devamlı olarak kamu otoritelerini meşgul etmiş ve bu nakliyattan doğan risklere karşı önlemler alınması ve bu önlemlerin gittikçe, riskleri azaltıcı, zararları giderici olmasına çalışılmıştır. Bu nedenle her geçen gün karayollarında yol yapımından, trafik işaretlerine kadar düzenlemelerin en iyi olmasına; eğitim ve kurslarla da karayollarında emniyetli sürüş, acil hallerde yardım ve yardımlaşma konularında eğitici bilgiler verilerek bu kanunla, zararların en aza indirilmesine çalışılmaktadır.
Bu önlem ve çalışmaların bir türü de doğan zararların önceden teminat altına alınmasıdır. Bu konuda dünyada müştereken uygulanan sigorta Karayolu Trafik Sigortasıdır. Tüm ülkelerde zorunlu sigorta olan bu uygulamada mümkün olduğu kadar sigortasız araç kalmamasına dikkat edilmekte ve devamlı denetimlerle bu sağlanmaktadır. Ülkemizde senelerden beri trafik sigortasının %3540’lar arasında yapılmadığı bilinen bir husustur.
Kamu otoriteleri, trafik kazalarında teminatsız ve sigortasız kalan bu açığı diğer sigortalarla kapamaya çalışılmaktadır.
Örneğin, Bakanlar Kurulunun 25.10.1989 tarihli 89/14684 sayılı kararı ile ihdas edilen Zorunlu Otobüs Koltuk Ferdi Kaza Sigortası bunlardan biridir.
Bu sigorta ile taşımacı yetki belgesi sahibi otobüs işletenler, şehirlerarası ve uluslararası yolcu taşımacılığında görevlendirecekleri sürücüler ile bunların yardımcıları ve taşıyacakları yolcular için otobüs zorunlu koltuk ferdi kazası sigortası yaptırmak zorundadırlar. Bu sigorta olmadan otobüs işletmecisi yolcu taşımacılığı yapamayacaktır.
Kanun yapıcı yukarıda değinilen bu iki sigortayı kara taşımacılığında yeterli görmemiş; 10.7.2003 tarihinde kabul ettiği 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu ile kamuya açık karayolunda motorlu araçlarla yapılan yolcu ve eşya taşımalarını, taşıma acentelerini, taşıma işleri komisyoncularını, nakliyat ambarı ve kargo işletmecilerini, taşıma işlerinde çalışanlar ile taşımalarda yararlanılan her türlü taşıt araçlarını kapsayacak şekilde bu tür kişi ve araçlarla, verilecek hizmetleri düzen altına almıştır.
Konunun sigortacılık açısından en önemli özelliği karayolu ile yolcu taşımacılığında sigorta zorunluluğunun getirilmesidir.
Kanun yapıcının bu zorunluluğu getirmesinde başlıca amil Karayolu taşımacılığındaki artış ve oluşan kazalar olmuştur.
Kanunun gerekçesinde, Avrupa ile Ortadoğu arasındaki ticari akım, ülkemizin coğrafi özellikleri ve konumu nedeniyle karayollarımız üzerinde önemli trafik yoğunluğunun meydana geldiğine değinilerek; bu nedenle gerek yurt içi gerekse uluslar arası taşıma filosunun giderek geliştiği ve büyüdüğü belirtilmiştir. Gerekçeye göre Haziran 1999 tarihi itibariyle 505.128 adet kamyon 125.724 adet otobüs; 135.920 adet minibüs 228.060 adet kamyonet, 122.861 adet motosiklet, 122.861 adet otomobil, 7530 adet motosiklet, 3458 adet jeep ticari amaçla karayolu ve eşya taşımacılığında kullanılmaktadır.
Ayrıca bu taşıtlardan 8.822 adet otobüs şehirlerarası yolcu taşımacılığı, 1323 adet otobüs uluslar arası yolcu taşımacılığı, 29.963 adet kamyon ve tanker uluslar arası eşya taşımacılığı yapmaktadır.
Mevcut taşıt sayısına paralel olarak, ülkemizde yolcu taşımacılığının %94’ü, eşya taşımacılığının da %96’sı karayolu ile yapılmaktadır.
Diğer taraftan uluslararası alanda yapılan taşımacılıkta; ihracatımızın ton bazında %26’sı ABD Doları bazında %53’ü, ithalatımızın ise ton bazında %7’si, ABD Doları bazında %35, karayolu yolu ile’dir.
Yolcu taşımacılığında ise 1998 yılı sonucu itibariyle 42292 adet sefer düzenlenmiş ve 1.182.372 adet yolcu taşınmıştır. Buna karşılık 1998 yılı sonu iki branşta, ülkemizde, 446.025 adet trafik kazası meydana gelmiş ve bu kazalarda 4852 kişi; ölmüş ve 115.483 kişi yaralanmıştır.
Yukarıda belirtilen durumu dikkate alan Kanun yapıcı, daha önce Ulaştırma Bakanlığının yönetmelikleri düzenlenen Karayoluyla Şehirlerarası yolcu taşımacılığı ile Uluslar arası Yolcu Taşımacılığının esaslarını Kanun yoluyla düzenlenmeyi öngörmüştür.
Aşağıdaki bölümlerde, Kanunun özellikle Sigortacılık bölümleri üzerinde durulmuş ve bu konulardaki görüşlerimiz belirtilmeye çalışılmıştır.
B. ZORUNLU KARAYOLU TAŞIMACILIĞI
KANUNUNDA SİGORTA
a)
Kanunun Kapsamı:
Kanun kamuya açık karayolunda motorlu taşıtlarla yapılan yolcu ve eşya taşımalarını kapsam içine almakla beraber, özel otomobiller ve bunların romörklarıyla yapılan taşımaları genel ve katma bütçeli dairelerle, il özel idareleri, belediyeler, üniversiteler ve kamu iktisadi teşebbüslerine ait otomobillerle yapılan taşımaları, Türk Silahlı Kuvvetlerine ait motorlu taşıt ve bunların romörklarıyla yapılan taşımaları, lastik tekerlekli traktörlerle çekilen romörklarla yapılan taşımaları kapsam dışında bırakmıştır.
Kanunun bu konudaki hükmünde, Karayoluyla Şehirlerarası Yolcu Taşımaları Hakkında Yönetmelikde yeralan ve zaman zaman tartışma konusu olan Taşıma mesafesi 100 km kadar şehirlerarası yolcu taşımaları ve özellikle aynı il sınırları içindeki yolcu taşımalarının tabi olacağı düzenlemeye de yer verilmiştir. Buna göre 100km’ye kadar olan şehirlerarası yolcu taşımalarının düzenlenmesi il ve ilçe trafik komisyonları ile işbirliği yapılmak suretiyle Valiliklere, belediye sınırları içerisindeki şehiriçi taşımaları belediyelere, bu kanuna göre düzenlenecek yönetmelik esaslarına göre bırakılabilecektir.
b)
Taşımacının Sorumluluğu:
Kanuna göre yolcu ve eşya taşımaları taşımacı ile yolcu ve gönderen arasındaki sözleşmelere uygun yapılır. Taşımacı, Ulaştırma Bakanlığından alınan taşımacı yetkisi belgesine sahip olan ve kendi nam ve hesabına taşımayı bir ücret karşılığında üstlenen gerçek veya tüzel kişidir.
Yolcu ise, kanunda taşıtı kullanan sürücü ve hizmetliler dışında taşıtta bulunan kişi olarak tanımlanmıştır. Yolcu taşıması biletsiz olamayacağından, kanunda yolcu bileti tanımına da yer verilmiş, bunun yolcunun taşınması yükümlülüğünü içeren, yönetmelikle öngörünen şekil ve şartları ihtiva eden, yolcuya verilmesi zorunlu belge olduğu belirtilmiştir.
Taşımacı, yukarıda tanımlar çerçevesinde belirlenen yolcunun güvenlik içinde taşınmasından sorumlu bulunmaktadır. Bu nedenle taşımacı, yolcuların sağlıklı rahat ve güvenli bir yolculuk yapmasını sağlayacak tedbirleri almak, yolcu ve eşyayı taahhüt ettiği yere kadar götürmekle yükümlü tutulmuştur.
Bu yükümlülük gereği, taşımacı mevzuat hükümlerine uygun bir taşıtı, nitelikli sefer ve hizmetli personeli, sefere göndermek, şoförlerin sürücü belgelerin bulunup bulunmadığını araştırmak, teknik şartlara uymayan taşıtların trafiğe çıkmasına engel olmak, güzergah mesafesini dikkate alarak yeteri kadar şoför bulundurmak, taşıt kartları ve bu kanunla öngörülen sorumluluk sigortası olmayan taşıtları trafiğe çıkarmamak hususlarında gereken dikkat ve özeni göstermek zorundadır.
Kanunun 17nci maddesinde Taşımacının sorumluluğunun hudutları belirlenmiştir. Madde hükmüne göre şehirlerarası ve uluslar arası yolcu taşımacıları, duraklamalar dahil olmak üzere yolcunun kalkış noktasından varış noktasına kadar geçecek süre içinde meydana gelecek bir kaza nedeniyle yolcunun ölümü, yaralanması, ya da eşyasının zarara uğramasından sorumludur.
Duraklama, trafik zorunlulukları dışında araçların insan indirmek ve eşya yüklemek, boşaltmak veya beklemek amacı ile taşıtın kısa bir süre için durdurulmasıdır.
Kaza ise şahıs sigortalarında, sigortalının iradesi dışında, ani, harici bir hadisenin etkisi ile zarar görmesidir. Bu zarar sorumluluk sigortalarında sorumluluğu teminat altına alınan kişinin eylem veya hizmetinden doğabilir. Kara Taşıma Kanununun 17nci maddesinde sorumluluğun bedeni olabileceği ve eşyayı kapsayabileceği belirtilmiştir.
c)
Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası:
Kanun, eşya gibi maddi şeylerde olabilecek zararları da taşıyıcının sorumluluğu içine almıştır. Ancak bu sorumluluk ile ilgili zorunlu sigortayı getirirken farklı davranmıştır. Kanunun 18inci maddesine göre “Taşımacılar yolcuya gelebilecek bedeni zararlar için bu Kanunun 17nci maddesinden doğan sorumluluklarını sigorta ettirmek zorundadırlar”.
17 ve 18inci maddeler arasında sorumluluğun sigorta edilmesinde fark oluşmuştur. 17nci maddede, taşımacı yolcunun eşyasına gelen zarardan da sorumlu olduğu halde, zorunlu sigortanın kapsamı dar tutulmuş ve yolcunun yalnız bedeni zararının teminat altına alacağı hükme bağlanmıştır. Oysa, bu sigortanın benzeri olan ve trafik kazalarında tüm üçüncü şahısların sorumluluğunu sağlayan Trafik Sigortasında, yolcunun bagaj ve benzeri eşyası sigorta kapsamı içindedir. Karayolu Taşıma Kanununun 18inci maddesinde, bu hususun dikkate alınmaması bir noksanlıktır. Trafik sigortasına göre 17nci maddeye paralel bir düzenlemeye ihtiyaç vardır.
d)
Sorumluluktan Kurtulma:
Taşımacı, yolcuya gelecek bedeni zararlardan esas itibariyle sorumludur. Taşımacının bu sorumluluktan kurtulabilmesi için:
Kendisinin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kimselerin kusurları olmadığını ve araçta bir bozukluk var ise bu bozukluğun kazayı etkilemediğini,
Veya kazanın mücbir bir sebepten doğduğunu,
Veya zarar görenin veya diğer hak sahiplerinin ağır kusurundan,
Veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini
ispat etmesi gereklidir.
Taşımacı bu hallerin dışında sorumluluktan kurtulamayacaktır. Ancak zararın oluşumunda zarar görenin kusuru var ise, taşımacı bu kusurun varlığını ispat etmek suretiyle, durum ve trafik kazasının oluşum şartlarına göre tazminattan indirim yapılabilecektir.
e)
Sigortaya Başvuru ve Zararların Ödenmesi:
Karayolu Taşımacılık sigortasında, öncelikle sigortacıya başvuru düşünülmemiştir. Kanunun 21inci maddesine göre hak sahipleri sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde sigortacıya karşı talepte bulunabileceklerdir. 2918 sayılı Trafik Kanununa göre de trafik sigortasında, zarar görenler isterlerse işletene, isterlerse sigortacıya başvurabileceklerdir. Son seneler içinde zarar görenin, sigortacı yerine, haksız fiil faili olan işletene başvurması ciddi yakınmalara neden olmuştur. Sigortacının mali durumunun yeterli olmaması, tasfiye veya iflasının söz konusu edilebileceği durumlarda, özellikle, sigortacının itibarının sarsılmış olması hallerinde; zarar gören, ve rücu yolu ile alacağını tahsil etmek isteyen sigorta şirketi, sorumlu sigorta şirketi yerine, sigortalı işleteni tercih etmişdir. Bu durum karşısında hakkında icrai takibat başlatılan sigortalı, takibatın, sigortasını yapan sigorta şirketine yapılmasını talep etmiş ise de, bu talebi dikkate alınmamış; yapılan icrai takibat sonucu sigortalı olmasına rağmen zararı cebinden ödemek zorunda kalmıştır. Bu durum, sigorta sektörünün itibarını kırmış ve sigortacılık etiği ile de bağdaşmamıştır. Bu nedenle, gerek trafik sigortasında, gerek bu sigortada öncelikle sigortacıya başvurulmalıdır. Bu durum tüm zorunlu sorumluluk sigortaları için öngörülebilir ve kanımızca olması gereken de budur. Aksi takdirde sigortalı olmanın anlamı yoktur.
Başvuru, sigorta tazminatına yol açan olayın, sigorta ettiren veya hak sahibi tarafından öğrenildiği tarihten itibaren otuz işgünü, olay yurt dışında meydana gelmişse, altmış işgünü içinde sigorta şirketine yapılmalıdır.
Bu başvuruya, kazaya, zarar ve olayla ilgili olarak açılacak davalara ilişkin bilgi ve belgeler eklenir. Sigorta şirketleri, kaza ve zarara ilişkin belgelerin eksiksiz olarak ulaştığı tarihten itibaren sekiz işgünü içinde sigorta sınırları içinde kalan miktarı hak sahibine ödemekle yükümlüdür.
f)
Zarar Görenlerin Çokluğu Halinde Tazminatın Ödenmesi:
Karayolu Taşıma Kanununa göre Taşımacının hukuki sorumluluğunu gerektiren durumlarda, zarar görenlerin birden ziyada olması halinde bunların tazminat alacakları, sigorta sözleşmesinde öngörülen teminattan fazla ise bunlara ödenecek tazminat, teminat tutarının tazminat alacakları toplamına olan oranına göre olur, dolayısıyla tazminatlar bu oran dahilinde indirime tabi tutulur.
Bu sigortada da, Trafik Sigortasında olduğu gibi, sigortacı birden ziyade hak sahibinin olduğunu bilmez ve hak sahiplerinden birine veya bir kaçına kendilerine düşecek olandan fazla ödemede bulunursa, yaptığı ödeme çerçevesinde diğer hak sahiplerine karşı borcundan kurtulmuş olur. Bunun için sigortacının iyiniyetli olarak diğer zarar görenleri bilmemesi gerekir.
g)
Tazminatı Ödemede Öncelikli Sigorta:
Uygulamada Trafik kazalarından doğan sorumlulukta veya trafik kazası nedeniyle tazminat ödemesini gerektiren durumlarda, devreye girecek sigorta sayısı oldukça artmıştır. Bu sigortalar genellikle de zorunlu sigortalardır. Otobüs kazalarında, zorunlu otobüs Ferdi Kaza Sigortası, Trafik Kanununa göre Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası, Karayolu Taşıma Kanununun getirdiği Karayolu Taşımacılıkla Mali Sorumluluk Sigortası gibi zorunlu sigortalar yanında, Karayolu İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası uygulamada olacaktır. Taşımacının hukuki sorumluluğunu doğuran bir olay vukuunda hangi sigorta, hangi limitle devreye girecektir.
Öncelikle şu hususu belirtelim ki, otobüs zorunlu koltuk ferdi kaza sigortası bir sorumluluk sigortası değil, kaza vukuunda hemen uygulanacak bedeni tazminat sigortasıdır. Bu nedenle, bu sigortayı yukarıda saydığımız sigortalardan ayrı tutmak ve sorumluluk olmasa dahi bu sigortanın, kaza vukuunda devrede olduğunun kabul etmek gerekir.
Sorumluluğun bulunduğu hallerde Karayolu Taşıma Kanunu, 19uncu maddesinde öncelikle uygulanacak sigortanın taşımacılık sorumluluk sigortası olduğunu belirtmiştir. Madde hükmüne göre, meydana gelen zarar önce bu sigortadan karşılanacaktır. “Bu sorumluluk sigortası ile karşılanamayan zararlar için 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre yapılması zorunlu mali sorumluluk sigortasına müracaat edilirse, madde hükmünde açıklığa kavuşturulması gereken, husus maddedeki “Bu sorumluluk sigortası ile karşılanamayan zararlar için” ibaresidir. Bu ibare sigorta olup da sigorta teminatının yetersiz kalması halinde mi, trafik sigortasına başvurulacaktır? Yoksa, bu sigorta yoksa mı trafik sigortasına başvurulacaktır. Kanunda bu husus açık değildir.
Bir başka husus, eğer Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sigortası yok ise, trafik sigortası hemen mi devreye girecektir? Bir başka ifade ile taşımacılık mali sigortasının yerine mi trafik sigortası geçecektir? Yoksa onun teminat limitinin üzerinde kalan kısmı mı karşılayacaktır. Böyle olduğu takdirde, Trafik Sigortası Taşımacılık Mali Sigortası limitinin üstünü karşıladığında bazı bedeni zararlar teminatsız mı kalacaktır. Bütün bu hususların hazırlanacak Genel Şartlarda düzenlenmesi gerekmektedir.
h)
Rücu:
Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortasında ödemede bulunan sigortacı sigorta sözleşmesine ve bu sözleşme ile ilgili mevzuat hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını temin edeceği miktarda taşımacıya rücu edebilmelidir. Sorumluluk sigortalarında da genel kaide budur. Bu nedenle, kanunun 20nci maddesinde, sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran hallerin hak sahiplerine karşı ileri sürülemeyeceği belirtilmiştir.
Bu haller, Trafik sigortasına ilişkin Genel Şartlarda sıralanan benzer haller olabileceği gibi, Taşımacılıkla ilgili Taşıma Kanununda, T.Ticaret Kanununda ve Ulaştırma Bakanlığınca bu konuda çıkarılan Yönetmeliklerde belirtilen yükümlülüklerdeki haller de olabilir. Örneğin, Karayolu Taşıma Kanununa göre; mevzuat hükümlerine uygun taşıtı, nitelikli şoför ve hizmetli personeli sefere göndermek, şoförlerin sürücü belgelerinin bulunup bulunmadığını araştırmak, teknik şartlara uymayan taşıtların trafiğe çıkmasına engel olmak, güzergah mesafesini dikkate alarak yeteri kadar şoför bulundurmak, taşımacının görevleri arasındadır.
T. Ticaret Kanununa göre taşıyıcı taşıma vasıtasında halin gerekli kıldığı ilk sıhhi yardım, malzeme ve ilaçların bulundurulmaması veya bunlardan derhal istifade imkanının sağlanmamış olmasından sorumludur. Taşıyıcı, yolcuları gidecekleri yere sağ ve salim olarak ulaştırmakla yükümlüdür.
Karayoluyla şehirlerarası yolcu taşımacıları hakkında yönetmelikle taşımacılar yolcuların sigaradan olumsuz etkilenmemeleri için bazı seferlerini veya otobüslerin belirli bölümlerini bu amaç için tahsis etmek ve ikram edilen yiyecek ve içecekler ile diğer maddelerini sağlık şartlarına uygunluğunu sağlamakla yükümlüdür.
Örnek olarak aldığımız bu hususlar sigortacının taşımacıya rücu edebileceği haller olarak düşünülebilinir.
i)
Sigortanın İspatı:
Karayolu Taşıma Kanunu, sigortanın ispatı ile ilgili olarak Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliğince bastırılan ve sigorta şirketlerince poliçe ile birlikte sigorta ettirene verilen sorumluluk sigorta belgesini göstermiştir. Sigorta poliçesinin ispat vasıtası olması yanında sorumluluk sigortası belgesinin de ispat belgesi sayılması, Kanunun bu husustaki 21nci maddesinde belgenin araçta bulundurulması yükümlülüğü ile daha da önem kazanmıştır.
Bilindiği üzere, 2918 sayılı Karayolu Trafik Kanununun 91inci maddesi, motorlu araçların ön camına konulmak üzere Birlikçe bastırılan Trafik Pulunun getirmiştir. Karayolu Taşıma Kanunu da benzeri belgenin taşımacı için sigortanın varlığını ispatlayıcı bir belge olduğunu düşünerek, 23üncü maddeyi düzenlemiş ve bu sorumluluk sigortası bulunmayan araçların sigorta teminatı sağlanıncaya kadar trafikten men edileceğini hükme bağlamıştır. Maddenin bu şekildeki ifadesi kargaşalığa mahal verecektir. Zira sigorta poliçesi olan, ancak herhangibir nedenle, belgenin kaybolması, hasara uğraması veya alınamamış olması gibi durumlarda sorumluluk sigortası belgesi bulunmayan aracın sigorta teminatı sağlanıncaya kadar trafikten men edilmesi, sigorta teminatı olan poliçenin varlığı halinde olmamalıdır.
j)
Zamanaşımı:
Karayolu Taşıma Kanununun getirdiği sorumluluk sigortası sözleşmelerinden doğan tazminat davalarında zamanaşımı 2918 sayılı Karayolu Trafik Kanununda öngörülen zamanaşımı ile aynıdır. Her iki Kanuna göre zamanaşımı hak sahibinin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve herhalde zarara neden olay tarihinden itibaren on yıl sonra zamanaşımına uğrar.
Dava yaralanma, ölüm gibi cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa ve Türk Ceza Kanununda bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı öngörülmüş ise tazminat davasında bu ceza zamanaşımı uygulanacaktır.
Yukarıda anahatları ile tanıtılan Karayolu Taşıma Kanunu, karayolu taşıma trafiğinden doğan bedeni zararların tazminini hedeflemektedir. Ancak bu kanunla getirilen zorunlu sigortanın etkili olabilmesi, sürekli denetime bağlıdır. Kanunda bu sigorta yaptırılmamışsa, yaptırmayan taşıyıcılara bir milyar gibi düşük para cezası öngörülmüştür. Elbette ki aracın trafikden men edilmesi etkili bir cezadır. Ancak, sigortanın olmaması halinde, taşımacının trafik kazasından doğan sorumluluğu Trafik Sigortasından ne ölçüde karşılanacaktır? Ülkemizde %3540’lar civarında trafik sigortası olmayan araç mevcuttur. Kazayı yapan aracın tespit edilememesi veya geçerli teminat tutarları dahilinde zorunlu mali sorumluluk sigortası olmayan araçlar için Karayolu Trafik Garanti Sigortası Hesabı (Garanti Fonu) devreye girmektedir. Bu durumda, bu Fon’nun doğan bedeni zararla bir ilgisi olacak mıdır? Ayrıca bu sigortayı yapan sigortacının iflasında Hesap devreye girecek midir? Bu hususlarda açıklık yoktur.
Kanunun yürürlüğe girdiği 19.7.2003 tarihinden itibaren altı ay içinde 34üncü maddesinde sayılan yönetmeliklerin hazırlanarak Resmi Gazetede yayımlanması öngörülmüştür. Sigortaya ilişkin boşlukların kısmen bu yönetmeliklerle kapatılması mümkün görülmektedir.
Zihni METEZADE